“Irak ile Ticari İlişkiler ve Ticaret İmkanları” konulu Seminer’de    

TABA Başkanı Sn. Adnan Nas’ın Yaptığı Konuşmanın Özeti

18 Mart 2005 / İskenderun

  

TABA Çukurova Şubesi tarafından 18 Mart 2005 tarihinde İskenderun’da düzenlenen “Irak ile Ticari İlişkiler ve Ticaret İmkanları” konulu seminerde, Türk-Amerikan İşadamları Derneği Başkanı Adnan Nas yaptığı konuşmada ABD ile Türkiye arasında önemli hiçbir konuda stratejik bir çıkar ve görüş ayrılığından söz edilemeyeceğini, bu nedenle kamuoyunda yaratılan olumsuz ve duygusal atmosferin dayanağı olmadığını ifade etti. Nas, özellikle Irak üzerinde etkili güçlere ve bölgedeki petrol sorununa değinerek Irak’ın mevcut durumundan bahsetti. Adnan Nas yatırım ve ticaretin aksamaması için istikrarlı ve birleşik bir Irak’ın gerekliliğinin altını çizdi ve Irak’ın geleceğinin belirlenmesinde etkin rol oynayan yerel ve bölgesel güçleri irdeledi. Nas, 50 yıllık demokrasi ve güçlü özel sektörüyle Türkiye’nin kendine güvenmesi gerektiğini, ABD’nin müttefiki ve AB aday ülkesi olarak bölgeye dinamizm ve istikrar getirecek bir güç olmaya odaklanması zorunluluğunu belirtti. Şiilerin amacının bölgede hakimiyet kurmak, Kürtlerin amacının ilk Körfez Savaşı’nda elde ettikleri otonomiden ödün vermemek iken, Sünnilerin eski güçlerine kavuşma özlemi içinde olduklarını ifade etti.

 

Irak petrolünün kontrolü ve Irak üzerinde etkili yerel ve bölgesel güçlerin, bölgede mevcut denklemi daha karmaşık bir hale getirdiğini ifade eden Nas, bu zor denklemin çözümünün Irak’ın güçlü veya zayıf bir federasyon mu, yoksa bağımsız devletçiklerden oluşan bir topluluk mu olacağını belirleyeceğini vurguladı.

 

Adnan Nas, petrol sorununun nasıl kontrol edileceğinin de önemli olduğunun altını çizerek, farklı güçlerin bu konudaki amaçlarından bahsetti ve Şiilerin güney petrollerinin tümü, Kürtlerin ise kuzey petrollerinin en azından büyük bir bölümü üstünde hakimiyet kurmak isteyeceklerini ifade etti. Petrol barındırmayan merkezdeki Sünniler için birleşik Irak’ın çok daha hayati önem taşıdığını dile getiren Nas, tüm taraflar ikna edilebilirse merkezi bir petrol politikasının herkes için yararlı olacağına dikkat çekti. Nas, taraflar arasında uzlaşma sağlanıp sağlanmamasının, Irak’ın güçlü veya zayıf bir federasyon olması yolunda önemli bir faktör teşkil edeceğini söyleyerek, mevcut petrol altyapısının modernize edilmemesi ve güvenliğinin sağlanmaması durumunda, Irak petrolü hususunda hiçbir devletin veya şirketin kesin bir pozisyon belirleyemeyeceğinin altını çizdi.

 

Irak’taki şekillenme sürecini etkilemek isteyen bölgesel güçlerin İran, Suriye, Türkiye, İsrail ve Ürdün olduğunu vurgulayan Adnan Nas, bu durumun Irak’ta belirsizlik ve istikrarsızlığı arttırdığını söyledi. Bu güçlerden İran’ın, Şiilerin arkasında yer aldığını ve şimdiye kadar kazançlı olduğunu belirten Nas, Suriye’nin, kendisine yönelik benzer bir tehlikeden kaçınma düşüncesiyle ABD’nin Irak operasyonunda başarısız olmasını istediğine işaret etti. Adnan Nas, Türkiye’nin hayati ekonomik ilişkileri nedeniyle, İsrail gibi, birleşik bir Irak’tan yana olmakla birlikte İsrail’den farklı olarak, Suriye gibi, kuzeyde bağımsız veya özerk bir Kürt devletine karşı olduğunu vurguladı. Türkiye’nin Suriye’ye benzemeyen özelliğinin ise Irak’ın istikrarından yana olması olduğunu söyleyen Nas, İsrail’in, güçlenen İran’a karşı Kürtleri desteklediğini ve batı yanlısı birleşik bir Irak’tan yana ancak bu gerçekleşmezse diğer alternatiflere de açık olduğunu gösterdiğini belirtti. Ürdün’ün ABD’ye çok bağlı ve birleşik Irak düşüncesinden yana olduğunu ifade eden Nas, konuşmasını radikal İslamcıların ve direnişçilerin; toplumsal huzurun, laik bir rejimin ve Batı ile işbirliği yapanların karşısında olduğunun altını çizdi. Adnan Nas; bu grupların istikrar sağlandığı takdirde mevcut güçlerini yitireceklerine değindi ve sonuçta tüm bu bölgesel güçlerin Irak’ın üç toplumu arasındaki mücadeleyi etkileyebilecek bir pozisyonda olmadığını ancak istikrarsızlığa katkıda bulunduklarını sözlerine ekledi.

 

Adnan Nas, Irak halkının terörizme destek vermesinden ötürü Suriye’ye karşı tepkili olduğunu dile getirerek, ABD’nin ve diğer batılı güçlerin Irak’ta Şii liderliğinde laik ve güçlü bir federasyondan yana olduğunu vurgulayarak konuşmasına son verdi.